30 Yaş Üstü Bayan Mimarlar Neredeler?

March 9th, 2010
30 Yaş Doğumgünü

30 Yaş pastasını kesen mimar bayanlara ne oluyor?

Şimdiye kadar birçok proje bürosunun içerisinde yahut sağında, solunda bir şekilde yer aldım. Arkadaşlarımın çalıştıklarına bakındım, webden çeşitli ofislerin kadrolarını inceledim. Bu tasarım bürolarında çalışan mimarların %80′e yakını 25-30 yaş arasındalar. Şimdi soruyorum, 30 yaşını geçen mimarların o kaydadeğer kısmı nereye kayboluyorlar (özellikle bayan kısmısı)? Herkes kendi bürosunu açıyor olamaz ya?

Bizim ofisteki bir hatun geçen hafta 30 yaşına bastı. Yakından takip ediyorum. 30 yaş üstü özellikle bayan mimarları ortalardan yok eden ulvi güç nedir araştırıyorum.

Bookmark and Share

Mimar, Mimarlık, İstanbul

March 5th, 2010

Özellikle Nakkaştepe’deki yeni Vakko Binası… Daha nasıl olsun? İnşaat süresince, konsepti tek bir malzemeden (lamglass) oluşturulmuş basit bir bina olacağı öngörüsündeydim. Şimdiyse bu söylemimi son zerresine kadar yedirecek bir bina çıktı ortaya. Her sabah önünden geçmekten keyif alıyorum, bakmaktan mutluluk duyuyorum. Bir tek cephe oranları, koparılmış tercihleri, temiz hatları değil; içerisinde de kütüphanesi, oditoryumu ve diğer birimleriyle “çok iyi yapı”dan daha da ötesinin olduğunu biliyorum. New York’lu Rex firmasına büyük saygı duyuyorum.

Nakkaştepe-Vakko

Nakkaştepe Vakko Binası

Aşağıdaki de Brigitte Weber’in Mecidiyeköy’deki Trump Kuleleri. Bu gökdelenlerin de teslimini sabırsızlıkla bekliyorum. Oranları, tekrarları ve formlarındaki uyumu oldukça başarılı buluyorum. Ayrıca kulelerin iki yarısındaki zıt kaplama seçiminin, tehlikeli bir çıkış olup (pop-art), çok uygun bir sonuç çıkardığı kanısındayım. İçeride olan bitenleriyse bilmem, etmem. Ancak bu gökdelenleri böyle tasarlayan bir büronun, yanlış şeyler çıkaracağını tahmin etmiyorum.

Trump Towers

Trump Towers

Bookmark and Share

Bugün Ferhan’ın Doğumgünü

February 27th, 2010

Çok az kaldı Ferhan’ın İstanbul’a dönmesine. İnsan’ın içi bir garip oluyor.

Bookmark and Share

Özünü Satan Çocuk

February 22nd, 2010

Muhammed sınıfa girdiğinde öğretmen “Adın ne” diye sordu.
“Muhammed” diye cevapladı çocuk.
“Fransa’da Muhammed ismini kullanmayız. Bundan sonra senin adın Jean-Francois” dedi öğretmen.

Akşam eve döndüğünde annesi Muhammed’e sordu:
Günün nasıl geçti Muhammed
Benim adım Muhammed değil, artık Fransa’da yaşıyorum ve artık jean-francois’ım” dedi.
Sen adından, kültüründen ve dininden utanıyorsun öyle mi?” diyen annesi Muhammedi dövdü. Sonra olanları Muhammed’in babasına anlattı. Babası Muhammed’i daha kötü dövdü.

Ertesi gün Muhammed okula gittiğinde öğretmen Muhammed’in yüzündeki çürükleri gördü ve sordu;
- “Benim küçük Jean-Francois’ma ne oldu?”
- “Hiç sormayın efendim, evde iki arap’ın saldırısına uğradım.”

Ahmet Hakan’la ilgili birşeyler okurken Sourtimes’da rastladım. Baya güldüm.

Bookmark and Share

Bayanlar için Evrensel Göz Zevki Normları

February 14th, 2010

Emniyet güçleri ve  savcılarımızdan rica ediyorum. Bizlerin sokaklarda huzurla seyahat edebilmesi, mekanlarda keyifle vakit geçirebilmesi için aşağıda belirttiğim; “Kopenhag evrensel göz zevki normları“na uymayan kızları durdurun ve lütfen duruma müdahele edin…

1-) 1.70′ten kısa olup da “asla topuklu giymemek” konusunda ısrar eden;
2-) Topuklu ayakkabı olayını abartıp, 15cm uzayan;
3-) Küçük göğüslü olup, -çok- dolgulu sütyen giyen; (Öyle ki üst kısmında, böyle dehliz gibi boşluk bırakan.)
4-) Kilolu olup da minietek ve siyah çorap giyen;
5-) Özellikle büyük ayaklı olup da babet giyen;
6-) Minietek altına siyah tayt giyip, bilek hizasında yerini çıplak tene bırakan. Altında yine (off!) babet giyen;
7-) Giydiği kıyafet, dekoltelerden üzerinde duramayan, sürekli bir yerlerini çekiştiren, toparlayan;
8-) Türbanlı olup da, dar elbise ve topuklu ayakkabı giyen, ağır makyaj yapan;
9-) File çorap gibi fetiş denebilecek enstrümanları sokakta giyen;
10-) Marjinallik ve saçmalamak arasındaki ince çizgiyi tutturamayan;

kızları çevirin, kısa bir sorguya çekin… Teşekkürler.

Bookmark and Share

Cam Tuğlası Yasaklansın

February 3rd, 2010

Adam Smith; "Kapitalist olup cam tuğlası kullanacağınıza, Komünist olup bıyık bırakın daha iyi."

Saygıdeğer Mimarlar Odası mensubu meslektaşlarım. Gelin hükümetle uzlaşalım, 2010 yılı itibariyle gerekli altyapıyı oluşturup, bundan böyle uygulanacak projelerde cam tuğlası kullanılmasını yasaklayalım. Hiç bir mimarın halkımızın göz zevkini bu derece bozmaya hakkının olmadığını düşünüyorum. Fotoğraflarda vs. değil de, gerçek yaşantımda, bir kez dahi bu meretin şık kullanıldığı bir mekan görmedim. İstisna falan da yok.

Bookmark and Share

Autocad’le Kız Tavlama Teknikleri

January 28th, 2010
Bu başlık mimarlara yönelik olup “surf yaparken rastladım ben buraya” ziyaretçilerini pek açmayabilir.
Şimdi ofiste çok güzel, ilik gibi bir kız var… Tabii bir bilgisayar ve de Autocad. Kızcağız diyor ki “pühh, çizimin çok önemli kısımlarını yanlışlıkla silmişim! Şimdi herşeyi geri almak zorunda kalacağım, ühü”…
İşte tam o sırada arkasından yanaşıyorsunuz. Komut satırına “oops” girip enter’a basıyorsunuz. Bu komut sadece son silme işlemini geri alıp (undo) sonrasında yapılmış işlemleri aynen koruyacaktır. Ardından sessizce arkanızı dönüp akşam yemeği için rezervasyon yaptırmaya gidiyorsunuz.
Aynı kızla bir akşam yemeği, bir de günübirlik kayak gezisinden sonra yine arkasından yanaşıyorsunuz. “Imm, bu çizim çok dağınık. Parametrik çalışmak istiyorsan objelerini optimize etmelisin.” diyorsunuz (kızlar genelde Autocad’i kötü kullanırlar). Komut satırına “overkill” yazıp enter’a basıyorsunuz. “Bu üstüste çizilmiş elemanları, tanımlayacağın bir hata payı aralığında temizler” diye ekleyip şarap siparişi vermeye gidiyorsunuz… Tebrikler, Gece yapacaklarınız size kalmış.
Autocad'le Çapkınlık

Gandhi; "Autocad'le bir kız tavlayan adam, Photoshop'la şovunu yapar."

Bu başlık mimarlara yönelik olup, “surf yaparken rastladım bu siteye” ziyaretçilerini pek açmayabilir.

Şimdi ofiste çok güzel, maşallah, ilik gibi bir kız var… Tabii bir bilgisayar, bir de Autocad. Kızcağız diyor ki; “pühh, çizimin önemli kısımlarını yanlışlıkla silmişim! Üstüne de 1 saat çalışmıştım. Şimdi herşeyi geri almak zorunda kalacağım, ühü“…

İşte tam o sırada arkasından yanaşıyorsunuz. Komut satırına “oops” yazıp enter’a basıyorsunuz. Bu komut sadece son silme işlemini geri alıp (undo) sonrasında yapılmış işlemleri aynen koruyacaktır. Ardından sessizce arkanızı dönüp akşam yemeği için rezervasyon yapmaya gidiyorsunuz.

Aynı kıza 3 günden (bir akşam yemeği, bir de kayak turu) sonra tekrar yanaşıyorsunuz. “Imm, bu çizim çok dağınık. Parametrik çalışmak istiyorsan objelerini optimize etmelisin.” diyorsunuz (kızlar genelde Autocad’i kötü kullanırlar) ve komut satırına “overkill” yazarak enter’a basıyorsunuz. “Bu komut, üstüste çizilmiş elemanları, tanımlanan bir hata payı aralığında temizler” diye ekleyip şarap siparişi vermeye gidiyorsunuz… Tebrikler, Gece yapacaklarınız size kalmış.

Bookmark and Share

2010 Yaz Konserleri

January 25th, 2010

Henüz 2010 Rock’n Coke ve Efes One Love festivallerinin (tarihleri dahil) herhangi bir detayı basına yansımadı. Katılacak gruplarla ilgili bir dedikodu da ortalarda dolanmıyor. Ancak bu yaz kesin olan bir U2 konseri var ki, 2009 Eylülden beri büyük sabırsızlıkla bekliyorum.

Askerden döndüm, derhal biletleri araştırmaya başladım. Velhasıl, Biletix’de yer seçerken sahne düzeni dikkatimi çekti. Akabinde biraz araştırma yaptım ve gördüm ki Olimpiyat Stadına kuracakları sahne aşağı resimdekine tekabül ediyor.

U2 Sahnesi

U2 Sahnesi

Şimdi tüylerim gerçekten “tiken tiken”.

Bunun yanında daha önce bu topraklarda görmediğimiz bir metal festivali, Sonisphere, ile yine 2010 yazında tanışacağız. Şurası kesin gözüküyor ki, Metallica bu festival kapsamında tekrar İstanbul’a geliyor. Yanında (muhtemelen)  Rammstein, Megadeth ve Slayer‘la birlikte.

Rock’n Coke 2008, o yaz yapılan büyük konserler gerekçe gösterilerek iptal edilmişti. Bakalım organizatörler bu seneki koşullarda ne yapmayı planlıyorlar?

Bookmark and Share

Biten Askerlik

January 20th, 2010
Kahraman İnternetçi

Kahraman İnternetçi

Pazar günü, üstümdeki kaplumbağa kostümünü çıkarıp sivile döndüm. Gitmeden “yer değil, komutan önemli” diye çok sık söylemişlerdi. Bense hem problemli bir yere (Muş), hem de kötü komutanlara denk gelerek sancılı bir sürece başladım.

Acemilikte bir poşetin yapabileceği en boktan, ustadaysa en konforlu askerliklerinden birini yaptım. Bölüğün internet cafesini idare ediyordum ve gececiydim. Hiç öyle serseri de değildim. “Biz geceleri böyle içerdik, şöyle boklar yerdik” diyeceğim hiç birşey yok.  Ama şunu söyleyebilirim ki 43 TL çavuş maaşına yapılacak iş değil.

Başlarda sivil kızları sıklıkla ellemek istiyordum, artık o da geçti. Gönül rahatlığıyla yaklaşabilirsiniz. Şimdilik eskisine göre biraz küfürbazım, arada yere tüküresim geliyor, o kadar. 1-2 haftaya bunları da atlatırım herhalde. Ritme oturan hayatımla, bol tweetli ve bloglu bir döneme girmeyi planlıyorum.

Bookmark and Share

Gündemdeki Zamcıklar

January 2nd, 2010
Zam

Yılbaşında Zam Yağmuru

Tayyip amca; sana bu ülkenin yönetimiyle ilgili zerre itimadım yok. Türkiye’yi ılımlı bir islam devleti yapmak konusunda emin adımlarla (müthiş bir başarıyla) ilerlediğini düşünüyorum. Hatta böyle giderse zamanı geldiğinde senin yüzünden bu ülkeden siktirip gitmek zorunda kalacağım. Ancak bu demek değil ki benzine yaptığın zamları desteklemiyorum. Litresi 4TL’ye çıkana kadar arkandayım aslanım. .

Döndüğümde zamlarla donatılmış sürprizlerle dolu bir sivil hayat bekliyor beni. Gazeteler öyle diyor… Bakalım paketimizde neler var?

Yazinin kalani icin tiklayin. »

Bookmark and Share

Şafak Hesabı

December 9th, 2009

Bu haftasonu torunlarım 331KD’ler geliyor. Zavallılar acemiliklerini yaparken ben de tezkereye kararlı adımlarla ilerliyor olacağım.

Psikolojik bir hesapla, askere geleli 3 yıl oldu hissediyorum. Hantallaşıyor ve bayıklaşıyorum. Uzun bekleyişlerde hayatımın bundan sonraki 40 yılını planlayacak vaktim oluyor. Çay ve poğaça dışında ender besin alıyor, nöbette karaciğer, dalak ve bağırsaklarımın ayrı ayrı üşüdüğünü hissedebiliyorum. Döndüğümde ilk iş 2 double cheese, patates kızarması ve buzsuz light cola rica edeceğim.

Burada sabahları yumurtasını yemeyen birini bulduğumda günüm güzel geçiyor. Sivildeki hayatı ve yapacaklarımı hayal bile edemiyorum. İstanbul çevresindeki rotamı, Kartalkaya ile devam ettirir, bakarsınız bir Arap Emirliğinde sonlandırırım.

“Atmayan şafağı uyku siker” diyor koğuşçu Mehmet. Gidiyorum şimdi yukarıya. Açık mavi çarşafıma uzanıp, 38 erkek, 76 ayaklı bir yatakhanede, gece mırıltıları arasında huzur bulmaya gidiyorum.

Bookmark and Share

Kendimi Durduracak Değilim

November 18th, 2009

Çok kitap okumayan, kitap okumaya da açıkçası pek inanmayan bir adamım. Bu alışkanlığımla gurur duymuyorum ama hayatımı iyi-kötü bu şekilde devam ettirebiliyorum. Hatta korkarım en çok okuduğum kitap türü kullanma kılavuzlarıdır. Akıllıca yazılmış kullanma kılavuzlarını keyifle takip ediyor, sonunu merak ederek okuyorum.

Lakin bir kitap var ki, çok sevdiğim kült bir filmin (örn. Back to the Future) sahnelerini dönüp dönüp izlemem gibi bu kitapta da aynı tekrarları yaşıyorum. Döne döne aynı yazıları okuyorum. Karikatür okumaktan zevk almamama rağmen sırf yazılarını okumak için Uykusuz dergisini kaçırmıyorum.

Yazinin kalani icin tiklayin. »

Bookmark and Share