Başbakan Askerlerimizi Onurlandırmış
Son günlerde bu fotoğraf pek sık dönüyordu ortalıkta. Hatta Atatürk’ün mevzideki fotoğraflarıyla karşılaştırıldı vs. Artık benim de bu konuda söyleyecek bir iki şeyim var. Önce bir mimar gözüyle şu fotoğrafları kısaca irdeleyelim.
Fotoğrafta Hakkari sınır mevzilerindeki kum torbalarını görüyoruz. Zehir gibi kuru bir hava, bahar yağmurları, keskin, taşlı toprak yapısı ve sert sıcaklık değişimleri. Üstüne üstlük bir de malesef baskın yenilmiş bir günün ertesi. O nasıl bir nizam, o nasıl temiz mevziler. Normalde 1 hafta sonra birbirine kaynayan, yırtılıp, eriyen kum torbaları nasıl da dipdiri duruyor maşallah. Ağızları tertemiz bağlanmış. Renkleri cayır cayır hardal kokuyor. Kahraman erin kafasındaki çelik miğferin de daha dün kamuflajla kaplandığı çok belli. Mevzinin zemini de ayakkabı kirletmiyor mübarek.

Başbakan Karavana'da
Yemekhanenin Seramikleri de pırıl pırıl olmuş. Şu derzlerdeki tek renk’e bakın. Arkadaki denizliğin temizliği, masa ayaklarının rengi vs. Yerini bilmeden gören sınır karakolu değil de batıda bir orduevi zanneder…
Şuraya varmaya çalışıyorum: Tabii ki ne güzel, ne kadar nizami bir askeri kurum için. Lakin bu ziyaret gerçekleştiğinde basındaki ilk başlıklar “Başbakan askerleri ziyaret ederek onurlandırdı” ekseninde dönüyordu ya… TSK’dan yeni gelmiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki, durum tam olarak öyle olmuyor. Aslında bu ziyaret, er ve erbaşları onurlandırmaktan öte genelde bilmemneresinden kan aldırıyor. Muştaki 100 kişilik bir bölüğe sıradan bir albay geleceği zaman askerlere diş fırçası dağıtıp seramik derzlerini fırçalatan anlayış, Genel Kurmay Başkanı ve Başbakan beraber geldiğinde neler yaptırmıştır aklım alamıyor. Korkunç bir baskının ertesi günü ve “hiyerarşiye yalakalık” odaklı işleyen bir sistem yan yana geldiğinde çok can sıkıcı bir süreç başlamış olmalı.
Tabiki başbakan’a kızmıyorum niye gitti oraya diye. Ama oradaki çocukların bu ziyaretlerden pek hoşnut olmadıklarını kesinlikle tahmin edebilirim.
Bir de şunu söylemeden geçemeyeceğim.
Bazı çevrelerce sıkça başbakanın “korkak” bir yaklaşımla mevzi arkasında çömelmesi eleştirildi. Oysaki sınırdaki taze baskın yemiş bir bölgede mevzi arkasında çömelmek kadar akla yatkın başka bir durum söz konusu olabilir mi? Asıl böyle bir bölgede, askerler ve başbakan “kabbak” gibi ayakta dikilselerdi küçülürdü ordu gözümde. Basın da (zaten beceriksizlik yaftası yemeye başlamış) ordunun tepesine çıkar, bu ne rezillik başlıkları sıra sıra dizilirdi gündemimize.
Bu kadar.


evet bi de uğraştırmışlardır onları. kraldan çok kralcılık.
ama rte’ye demeyelerdi de kabak gibi one minut diye kalksaydı da vurulaydı güzel olma mıydı?
bence yine de yaraşmamış.
madem eğilcen ne gidiyosun oraya. yemiyosa gitme.
eet hiç gitmemek de alternatif olabilirmiş. rte kısaltmasına bayılıyorum bi de :)
Merhaba;
Bir ülkenin başbakanı sevilip sevilmiyeceği halk tarafından karar verilip seçim zamanı çağdaş biçimde dile getirilir, bir mevzide ayakta iken suikast girişimi olmuş olsa idi kesinlikle çok daha ağır itamlar ile karşılaşırdı. Bir ülkede göz önünde iseniz her yaptığınız bir şekilde medya ve diğer kurumlarca eleştirilecektir. Bunun doğruluk kararınıda halk vericektir.
ee sandıktan başka yerde fikrimizi bildiremeyeceğiz mi yani?
Sen ulkenin topraklarinda basin dik yuruyemeyeceksen ki basbakaniysan eger, bunu medyanin ve halkin elestirmesi kadar dogal birsey yoktur. Ulkeni o noktaya sen getirdin cunku. Egilmeye hakkin yok senin.
ne günlrdi ama, askeri baş tacı edenlerin sosyal demokrat olabildiği tuhaf bir ülke burası,
Bu siteye öyyyyyyle geçerken bi denk geldimde yazmadan edemedim. Sizki EYYYY aklı başında okumuş gençlik nasıl oluyorda daha birkaç gün önce onlarca askerin şehit edildiği , her an nerden geldiğini bile anlayamayacağınız bir kurşunun sizi öldürebileceği ki bi yerde nasıl olurda niye eğildi yorumlarını yapabiliyorsunuz akıl var mantık var yahubırakın artık bu siyasi fanatiklğide aklıcı düşünün biraz
ama neden