Küçük Keyifler
- Merhaba Sedat, ben peri. Bana hayatında keyif aldığın ama aslında sıradan gözüken birşeyler sıralasana. – Olur. Yorgun bir iş gününden sonra ince yastıklı soğuk bir yatağa girmeye Hava ne… Read more »
- Merhaba Sedat, ben peri. Bana hayatında keyif aldığın ama aslında sıradan gözüken birşeyler sıralasana. – Olur. Yorgun bir iş gününden sonra ince yastıklı soğuk bir yatağa girmeye Hava ne… Read more »
Şimdi anlatacaklarımın benim yaptıklarımla veya geçmişimle bir ilgisi olmadığını belirterek başlıyorum. Gözlemlerimden yola çıkarak oluşturduğum nacizane fikirlerdir. Başarı döngüsü; Diyelim; ortalama veya biraz üzerinde bir standartla hayatınıza devam ediyorsunuz ve… Read more »
Artık senelerdir hayranlıkla yürüdüğüm Beyoğlu’nda bile kendimi Pakistan vtr’lerinde yan rollerde hissediyorum. Bir karanlık, pus hakim sanki sokaklarda. İyice yabancılaşıyorum buradaki yaşantıya ve kendimi ara sokaklardaki gece kaybolmuş zavallı bir… Read more »
Haftasonları, Boğaziçi köprüsü Anadolu yönünde sıradışı bir trafik kuyruğu oluşuyor. Bunun sebebi; sürekli köprüyü kullanmayan ve KGS/OGS sahibi olmadığı halde ”sırada birinden rica ederiz” beklentisiyle 1. köprüden geçmekte ısrar edenler…. Read more »
Aşağıdakiler haziran ayında sağdan soldan dikkatimi çekenler. Hiç bir sınıflandırması, ortak paydaları olmadan.
Çok az kaldı Ferhan’ın İstanbul’a dönmesine. İnsan’ın içi bir garip oluyor.
Emniyet güçleri ve savcılarımızdan rica ediyorum. Bizlerin sokaklarda huzurla seyahat edebilmesi, mekanlarda keyifle vakit geçirebilmesi için aşağıda belirttiğim; “Kopenhag evrensel göz zevki normları”na uymayan kızları durdurun ve lütfen duruma müdahele edin…
Pazar günü, üzerimdeki kaplumbağa kostümünü çıkarıp sivile döndüm. Gitmeden “yer değil, komutan önemli” diye çok sık söylemişlerdi. Bense hem problemli bir yere (Muş), hem de kötü komutanlara denk gelerek sancılı bir sürece başladım.
Hava serin de olsa camlar açık giderdim ben. Narin tekerlek iniltisinin çalan müziğin riff’lerine katılmasına bayılırdım. Üzerimde serin beyaz gömleğim, steril ayakkabılarım vardı. Daha parfüm kokusuna adapte olamamış, her nefesimde mutluluğumu hatırlıyordum. “Violet Hill” dinliyordum. Yaptığım işten de memnundum, iştekilerden de. Akşamına da Asmalı Mescit’te olacaktım. Temiz yüzlü garsondan Miller rica edecek ve ekleyecektim; “Limonlu lütfen”…
Öncelikle belirtmeliyim ki, 2. ayak parmağının, ayak baş parmağından uzun olan insanlara halen defolularmış gibi bakıyorum. Bir türlü bu aptal saplantımdan kurtulamıyorum. Benzer şekilde babet tipi ayakkabıları da beğenmiyorum. Kime söylesem (kız erkek farketmeden) “Olur mu öyle şey? Bence süperler.” diyorlar. Velhasıl bu fikirlerimde çok da ısrarcı değilim.
Komutanın da bana “coldplay” i önermesini beklemiyorum ama böylesi de gece boyu gülmeme yetti:
En azından benim için “başkasının barddağından devam edebilmek evrimi” şu şekilde oldu. Bazı insalar başkasının bardağından birşey içerken rahatsız olur (hatta katiyen içmez). Ya da şişenin ağzını silmek gibi (göstermelik) bir önlem alırlar…
Bilgisayarımı sleep veya hibernate etmedim. Kapatıp, pilini çıkardım. Bir süre offline’im. Muştayım, askerdeyim.
Sedat took the quiz, “How deeply would you like to punch in the face who solves those silly tests on facebook” and the result is “Very (!)”. Facebook’ta bu thread’lerle karşılaştığımda; sınav adayı benim için kaydadeğer birisiyse sadece kendisinden gelen haberleri gizliyorum. Eğer o kişi hasbelkader listemde olan, mesela ilkokuldayken o ufacık aklımla bile sevmediğim, ama nedense facebook çıkınca hemen arkadaşı oluverdiğim alakasız birisiyse derhal yok ediyorum…
Havalı göründüğünü düşünüyordu. Muhtemelen kendini ilk defa bir halt zannetmenin yarattığı, dayanılmaz özgüvenden kaynaklanıyordu. Ruhsatında patronunun adı yazan, vites kutusuna kol gölgesinin düştüğü (sunroof) büyük bir arabayla benzinciye doğru ilerliyordu. Damla gözlükleri kaş hizasından biraz aşağıdaydı. Yukarıdan sızan güneş umrunda değildi. Bu şekliyle çok havalıydı ve silisyum’un amacı UV’den korunmaktan başkaydı. Zaten koruduğu da şüpheliydi. Nasılsa sadece iş konuşacağı karizmatik adamlar, gözlüğün bir benzinci envanterinden çıktığını o kısa sürelerde farketmeyeceklerdi…
Çok sevgili dışarıya servis yapan restoranların işletmecileri; Sıcak yemeklerle, soğuk içecekleri aynı poşete koyduktan sonra, isterseniz dünyanın en üstün teknolojiyle yalıtılmış motorsiklet arkalığını kullanın. O yemek soğur, o içecek ısınır…
Sanıyorum 3 yıl oldu bir-iki satır birşey yazmayalı. Eski sitemin tasarım ve içerik anlamında zaman aşımına uğradığını kabul etmem de yine 2-3 yıl öncesine tekabul ediyor. Ancak zaman/iş yadayada larından dolayı bir türlü fırsat bulamadım. Ama 1,5 ay sonra askere gidiyordum ve evde boş boş oturuyorum. Yaklaşık 2 hafta sürdü….
Üzerinde çalıştığım bir rapor için, üniversite mezunlarından oluşan deneklerimin ilki, babamın yanına gittim. “Baba, şimdi bi soru soruyorum, lütfen samimi cevap ver. Dünya barışı mı olsun istersin, yoksa Soyak Yenişehirden 4+2 bir daire mi?”. Zor bir soru sormuştum… Kafasını kaldırdı, gözlerini kıstı, biraz düşündü. 3-5 saniye sonra Soyak yenişehirdeki daireyi tercih etti…
Beşiktaşta bir cd’ciye gitmiştir. Ertesi gün yapacağı bir sunum için Ice Age II filmine ihtiyacı var, download etmek zamanı yoktur. Herşey başlarda olağan gelişmektedir ama havada bir gariplik vardır…