Karizmatik Mimar Olmak
Genç mimar havalı göründüğünü düşünüyor, patronunun büyük arabasıyla benzinciye doğru ilerliyordu. Damla gözlükleri kaş hizasından biraz aşağıdaydı ve yukarıdan sızan güneş umrunda değildi. Zaten gözlüğün amacı UV’den korunmaktan başkaydı. Hatta koruduğu da şüpheliydi. Konuşacağı adamlar, gözlüğün bir benzinci envanterinden çıktığını o sürelerde farketmeyecekti.
Aslında gözlüğün asıl misyonu, sadece çıkarma mizansenini yaşatmaktı. Başkaları yaptığında özendiği kısa gösterinin başrolünde oynamak istiyordu. Keskin ama mütevazi bir gülümsemeyle yüzünden gözlüğünü çekip, hafif kamaşmış gözler ve dinamik bir duruşla elini uzatacak, “Sedat Bayrak. Mimar.” diye başlayacaktı. Karşısındaki yakışıklı adam da “Merhaba Sedat Bey…” diye devam edecekti. Öyle olması gerekiyordu. O da uzun boylu olmalıydı.

Sedat henüz son sınıf öğrencisiydi ve Gebze’de büyük bir fabrika’nın proje ve şantiye yönetimini yürütecekti. O gün, dar kesimli gömleğin, mimar olduğunu yüz metreden bağırdığını düşünüyordu. Mayıs sıcağındaki serinlikti Sedat. Tüm güçler üzerinde toplanmıştı ve çok önemsediği damla gözlükleri halen biraz aşağıda duruyordu.
Girdiği benzin istasyonu jilet gibiydi. Üstün mimari yeteneklerini kullandı. Kompozitlere sıkışmış folyo artıklarından, tesisin yeni olduğunu anladı. Bu çocuk çok iyi bir mimar olmalıydı, keşke göğsüne büyük bir “M” ütüleseydi.
Arabayı pompa’ya yanaştı, kapıyı açtı ve ayağını dışarı attı. Coldplay benzin istasyonuna konser veriyordu. 1-2 sn sonra Chris Martin sustu. Bu havalı işadamı Coldplay dinliyordu. Bir adım ileri attı, arabanın kapısını ileri yürürken topuğuyla ittirdi, arkasına bakmadan markete doğru ilerlemeye başladı. Bu hareket, Murat’la sıkça gittiği Bowling salonlarından kalmıştı. Topu, kalan tek labuta doğru yuvarladıktan sonra, gerisine bakmadan sandalyelere ilerlemeye bayılırdı. Sayıyı aldığını çıkan sesten anlardı.
Bir adam ceketinin önünü tutarak mimar’a doğru küçük adımlarla koşmaya başladı. Genç Mimar böyle şeyleri hiç sevmez, canhıraç hizmet edilmekten büyük rahatsızlık duyardı. Ama bugün farklıydı. Demek patron görüntüsü vermek böyle birşeydi. Ceket-adam koşarken bir yandan da birşeyler söylüyordu. Mimar onu dinlemedi, “hoşbulduk” diye bağaracak değildi ya. Adımlarını yavaşlatmadan elini hafifçe uzattı, damla gözlüklerinin arkasından kaşlarını kaldırdı ve “doldurun” diye seslendi. Ne yaptığından emindi ve koşan ceketin neler söyleyerek hürmet etmeye çalıştığı umurunda değildi. Adam son düzlüğe gelmiş, koşmaya devam ediyordu.
Markete girdiğinde şöyle bir etrafa baktı… Bu bir mimar içgüdüsüydü. Sonra, bir süre düşündü… Dışarıdaki performansından çok memnundu. Şimdi sıra kasadaki hoş kıza gelmişti. Keşke izleyenler daha fazla olsaydı…
…
O an zamanı durmuş gibi hissettim. Kelimeler kifayetsizdi. Demek dışarıda koşan adam karizmama saygıdan değil, uyarı amaçlı geliyordu. “E be kızım, madem daha çalışmaya başlamamış istasyonunuz, girişe kuka falan koysanıza”
Dışarıdaki performansım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Bu sefer başrolde hıyarın biri oynuyordu. Mekan; açılmamış bir benzinci, komedi unsuru da bir aptalın, kendisini uyarmaya gelen görevliyi artistik hareketlerle bertaraf etmeye çalışmasından ibaretti. Harika bir oyunculuk vardı.
O adamın önünden nasıl tekrar geçip arabaya bindim hatırlamıyorum. Kendimi toparlamam 10-15 dakikamı aldı.
Şimdi gerçek bir -profesyonel karizmatik- gibi bu sahneyi unutup kaldığım yerden devam etmeliydim. Mühendisler şantiyede beni bekliyordu. Belki bu sefer bir aksiyon filmindeki Josh Hartnett’i oynayabilirdim. Hatta keşke ingilizce konuşsaydık. Evet evet. “Sedat Bayrak, the Architect” harika bir girişti. Arkasından da “Hi, Sedat, This is Carol Moore” duymayı tercih edebilirdim.
Olmayacağını biliyordum, bu sefer de Türkçe’yle idare edecektik. “Merhaba” diye başlayacaktık.
Vardığımda mühendisin tipi, hayal ettiğim yakışıklı ve karizmatik adamdan oldukça uzaktaydı. “Umarım sadece bu beyfendi böyledir” dedim. Toplantıda kaç kişi olacağını aklımdan geçirdim.
Sahaya yanaştım, arabadan indim. Keskin ama mütevazi bir gülümsemeyle gözlüğü yüzümden çektim. Hafif kamaşmış gözlerim ve dinamik duruşumla elimi uzatarak sahnenin açılışını yapacaktım ki, mühendis benden hızlı davrandı. Elini uzattı. Şöyle dedi;
“Selaaam’ün Aleyküm”.
Öncelikle merhaba… Umduğunuz gibi artistik bir giriş olmadı belki ama :) Kısaca kendimden bahsetmek ve sizden bu hikayenizdeki üç nokta koyduğunuz kısmı da hoş bulduğum özgün ifadelerinizle anlatmanızı istiyorum.. Mimarlık mesleği içinde ukte kalan, kader kısmet mi, hatalı bi seçim mi herneyse artık sınıf öğretmenliğinden mezun ve kendi alanında yüksek lisans yapan elemanın birisiyim… Sitenizi de rastlantı sonucu inceledim ve beğenimi de rahatlıkla ifade edebilirim.. Hayırlı teskereler….
mimar olmayı çok istiyorum ama ne yapacağımı fazla bilmiyorum yardımcı olursanız sevinirim
çok komik.
Have you met Ted? :)
:))))) ben seni aynen bu sekilde hayal edebiliyorum.. ve keske benzincinin bi taraflarinda olan kameraya ulassak da izlesek cool mimari :))))
Pöff, saçmasapan bi gündü gerçekten :)
biraz mimalizm gerek sanırım :P
mimarlık ile ilgili araştırma yaparken tesadüf eseri karşılaştım bu yazı ile, çok hoş çok güzel bir anlatım olmuş :D
bunun beraberinde insanın kendini böyle tasvir edebilmesi ayrı bir güzellik :))))
Ne olursa olsun ayrı bir karizması var ama :) ben de mimarlık okuyorum ve mimarlık okuduğumu duyanların verdikleri tepkiler insanda gururla birlikte tebessüm bırakıyor.
“Mayıs sıcağındaki serinlikti Sedat.” ve “Keşke izleyenler daha fazla olsaydı…” cümleleri içinde bulundukları anlatıma cuk oturmuş:)
Heh di mi di mi :)
mimarlık…. :D cool! :D
Sedatcım çok hoş bir yazı olmuş gerçekten :)
bence 45 inde iskeledekine benzesen kafi misss
:))sen bir de inşatta yemek ye….:)))
çok komiksin;)
öncelikle kendinle dalga gecebilmen güzel, sonralıkla ‘canhıraş’ olacaktı o.))
Ben senelerdir çocukluğumdan beri mimar olmak istemiş biriyim. Boş zamanlarımda binalar çizmek en sevdigim şeydi hala da öyle :) Ama şimdi endüstri mühendisliğinde okuyorum. Hep içimde ukte kaldı mimar olmak, iş olanağını çok olmayacağı için hayal kurduğumu söylemişlerdi. gerçekten öyle mi merak ediyorum. Bir de endüstri mühendisi olduktan sonra mimarlıktan da uzaklaşmadan yapabileceğim bir iş var mı merak ediyorum. Bilgilendirirseniz çok sevinirim :)
arkadaslar mımarlık bır halt degıldır . ımza yetkılerı olmasa bır ıse yaramazlar.attıkları ımza ıle bır yukun altına gırmemelerıde cabasıdır.mimarlık fakultelerının sayısı ve kontenjanı artırılarak meslegın popularıtesının dusurulmesı gereklıdır….